“Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” Yazıma Gelen Yorumlar
Müslüm Üzülmez

“Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” Yazıma Gelen Yorumlar

Bu içerik 783 kez okundu.

Müslüm Üzülmez

Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” başlıkl yazım 14 Mart 2024 tarihinde şahsi web sitemde ve sonrasında bazı yerel gazetelerde yayımlandıktan sonra whatsapp ve e-posta üzerinden çok sayıda mesaj ve yorum aldım. Bu mesaj ve yorumları gönderen güzel insanların tümüne teşekkürü borç bilirim. Gelen mesajlardan bazıları bir şeyler söylediği için arşivimde saklı kalmasına gönlüm razı olmaması nedeniyle, mesaj sahiplerinin hoşgörüsüne sığınarak mesajları geliş sırasına göre sıralayıp var olan yazım hatalarını da düzelterek yorumsuz -övgü içerenler hariç- paylaşmak istiyorum. Her yorum, her eleştiri, her ileti benim için çok değerlidir; başım gözüm üstünde yerleri vardır.

Selam ve saygılarımla...

Gelen Mesaj ve Yorumlar Bazıları:

Çok gelişmiş bir çalışma. Ama felsefenin hikâyesini neden Hegel’de bıraktığınızı, Marx ve Marksizme geçmediğinizi anlamadım.

Bir temel önemde kavram sorunu: Matematiğin düşün alanındaki mütekabili felsefe değil mantık olmalıydı. Mantık da matematik gibi yadsınamaz sonuçlara varır. Felsefe ise çok daha açık uçludur, zamanın koşullarına göre ağırlık verdiği konular değişebilir.

Mustafa İrvem Keskinoğlu

***

Uzun soluklu bir metin ve çok derinlikli, önemli...

Ellerinize yüreğinize sağlık.

Tekrar tekrar okunacak bir metin.

Yazar Vedat Çetin

***

İyi akşamlar hocam. Kabaca gözden geçirdim çok titiz bir çalışma olmuş. Okuyup yazmaya çalışacağım. Ayrıca yazıyı paylaştım, bilginize...

Kolaylıklar diliyorum. Selamlar saygılar.

Yazar Mahmut İldoğan

***

Kısa düşünce tarihi kitabı gibi olmuş.

Eline yüreğine aklına sağlık olsun.

Kitapçı/Yazar Yaşar Öztürk

***

İyi geceler kardeşim, felsefeyi severim ancak matematik için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bunca araştırma yazma uğruna sarf ettiğiniz çabaya şapka çıkarıyor ve kutluyorum. Eğitim ve okuduğum kitaplarda zaman zaman bahse konu şahsiyetleri çok az biliyorum, üzülerek ifade etmeliyim ki sizinle bu konuları tartışacak kapasitede değilim. Yazılarınızı zevkle okuyor ve bilgileniyorum.

Teşekkürle selamlarımı iletiyorum.

Abdullah Zengin

***

Ağabey iyi akşamlar…

Yazıyı keyifle okudum. Matematik ve felsefe konuları içeren yazıları en az iki kere okurum. Bir daha okuyacağım mutlaka.

Yazıyı okumaya başladım, ikinci ya da üçüncü paragrafta, Sinan Sertöz’ün “Matematiğin Aydınlık Dünyası” kitabını hatırladım. Kitabı yıllar önce okumuştum. İlerleyen satırlarda ismi zikretmişsin.

Çok büyük emek değerli ağabey. Amaca hizmet edecek özlü anlatımlar, beni cezbetti.

Emeğine sağlık. Enerjin eksilmesin…

Selam, saygı ilettim sonsuzca…

Ali Ekber Pekşen

***

Merhaba. Yazı uzun. Parça parça okuyacağım. Ama şu gerçek iktidar felsefeyi kaldırdı, sıra matematiğe geldi. Selamlar...

Kim Müh. Osman Özgün

***

Sayın Müslüm Bey, “Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” yazını okudum. Ellerine, beynine sağlık, çok büyük emek vermişsiniz, çok mükemmel bir yazı. Bilimin, dinin baskısı altında nasıl yavaş yavaş geliştiğini çok önemli bağlantılarla ama büyük bedeller ödenerek nasıl geldiğini gayet net açıklamışsın. Bugün bilimin ulaştığı zirvenin bundan binlerce yıl, özellikle Yunan filozoflarının bugüne nasıl ayna tuttuğunu çok güzel saptamışsın. Bugünün buluşu sanılan konum/koordinat/enlem-boylam buluşunun iki bin yıl öncesine dayandığını gel de bugünün “Ortaçağ” kafalılarına anlat. Bu uğurda binlerce bilim şehidinin kanı pahasına yaşanan bu aydınlanma yazısı büyük anlam taşır. Tebrikler.

İşinsanı Refik Türk

***

Müslüm Can, yazına baktım ama hepsini okuyamadım, en azından şimdilik, konuların uzmanı değilim ama tüm yaşamım boyunca şunu hep fark ettim: Matematik olmadan yolda bile sağlıklı yürüyemezsin, Felsefe olmadan ağız tadıyla bir yemek yiyemezsin.

Kemal Yıldız

***

Tekrar, tekrar okudum. Mükemmel ötesinde bir araştırma yazısı. Yüz yıllar öncesinde yapılanlar ile şimdi yaşanılanları ve söylemleri mukayese ettiğimde ne kadar geride olduğumuzu gördüm. Yüzlerce yıl geçmesine rağmen halen orucun neyi bozduğuyla uğraşıyoruz ve tv'de milyonlarca kişiye bunları anlatarak milyonlarca TL alan sözde alim, ulema yobazları var. Rektör bize okumuş kişi lazım değil, biz okumamış kişilerin ferasetine güveniyoruz demektedir. Büyük emekle hazırlamış olduğun yazı detaylı okunduğunda şu andaki ilmi gelişmelerin temelinin asırlar önce atılan adımların bileşkesinden meydana geldiğini anlamamak büyük cahillik diyorum. Şu andaki yobazlar bu kişileri kafirlikle itham ederler ama; o kafirlerin ürettiği araçlara biniyorlar, telefonunu kullanıyorlar, uçaklarıyla bir yerlere gidiyorlar, lüks ve şatafat içerisinde yaşarlarken fakirlerin 500 yıl önce cennete gideceklerini anlatıyorlar, din iman derler malı götürürler.

Müslüm Arkadaşımı bu güzel yazıyla Beni bilim tarihi içerisinde gezdirdiğini düşünüyor ve Seni bir meslektaşım olarak kutluyorum.

Görüşmek dileğiyle...

Kim. Müh. Süleyman Uluöz

***

Sevgili dostum; teşekkür ediyorum. Düşüncelerim yazıya dökülmüş ne güzel.

Felsefe grubu dersleri toplumun vatandaşlık bilincini yitirip, sürüleşmesini sağlamak için kaldırıldı.

Nuri Yılmaz

***

Müslüm başladım, gerçekten biraz daha genişletilirse güzel bir kitap da olabilir, yayacağım çevreme, bitirip özümseyince doğrudan sana ya da sayfana yazacağım.

Selam ve sevgilerimle.

Kim Müh. Şeref Kıran

***

Emeğine sağlık arkadaşım. Felsefe tarihinin çok güzel bir özeti olmuş. Felsefe alanında yeterli bilgiye sahip olduğumu düşünmüyorum. Ancak bu topraklar üzerinde pek çok önemli filozofların yetişmiş olmasına rağmen günümüzde neden olmadığını ben dine bağlıyorum. Felsefe eleştirel düşünceyi gerektirir. Dinde ise olayları olduğu gibi kabul edersiniz. Sorgulayamazsınız. Ortaçağda da böyle oldu. Bilim adamları kiliseye karşı geldiği düşüncesiyle yakıldı. Ben bilimin, matematiğin, felsefenin yani düşünmenin önündeki en büyük engelin din olduğuna inanıyorum naçizane...

Kim. Müh. Vera Şenel

***

Filozofları bir araya toplayıp sunan bu yazının çok değerli olduğuna inanıyorum. Yine de her filozof kendi bakışıyla dünyaya bakmıştır. Bu farklılıkları bir araya getiren, bu yazıda da görüldüğü gibi matematik bilimi olmuştur. Hem her matematikçi bir filozof olma potansiyelindedir hem de her filozof matematik biliminin ortasında yer almaktadır. Görüş olarak da şunu diyebilirim ki bu filozoflar matematikçi oldukları için filozof olmamıştır. Onlar, doğanın kanunlarının peşine düştüklerinde görmüşlerdir ki doğanın kanunlarında yer alan ve onsuz açıklanması mümkün olmayan bir matematiğe ulaşmışlardır. Bunu fark ettiklerinde de matematiğin kanunlarının belirlenmesine, tespit edilmesine ihtiyaç olduğunu görerek, bu kanunları formüle etmişlerdir. Kanımca filozofların matematikle buluşmasının gerekçesi bu kanunlardır. Matematik felsefedir ama felsefe sadece matematik değildir.

Bu paylaşımın önemli bir katkısı da matematik ile felsefe arasındaki ilişkinin farkındalığını yaratmasıdır. Emek gerektiren bir araştırma sonucu ortaya çıktığı için ayrıca değerlidir.

Selamlarımla...

Fatih Salık

***

Değerli dost, benim de matematikle ilgi size benzer bir anım var. Ortaokulda resim ve edebiyat dersim çok iyi idi. 9’dan 10’dan aşağı almazdım. Ama matematiği hiç sevmiyordum ve çok zayıf değilse bile ortanın üzerine çıkmıyordu. Zayıf aldığım da çok oluyordu. Resim atelye öğretmenimiz Fuat İğdebeli (ki Bedri Rahmi ekolünden yetişmeydi) beni yanına çağırarak sohbet etti. Matematik öğretmenim ona şikayet etmiş beni. “Zeki çocuk ama matematiği zayıf, onunla konuşur musun?” diye. “Bak Recep” dedi hocam, “senin resmin güzel... resmi güzel olan insanın matematiği kötü olamaz, çünkü zaten sen resim yaparken matematiğin bir çok sırrını pratikte çözmüş oluyorsun, nesnelerin aralarındaki bağıntıyı, ışığın yansımalarını, perspektifi... vb.” Buna benzer bir çok şey anlattı, ben matematiğe bu yönüyle hiç bakmamıştım. O günden sonra matematikle dost oldum... Sizin Felsefe ve Matematik arasındaki bağıntıya işaret etmeniz de çok yerinde, katılıyorum tamamen. /Anınızı paylaştığınız için çok teşekkürler./ Bu vesileyle Newroz Bayramınızı da kutluyor sağlık ve esenlikler diliyorum.

Yazar Recep Maraşlı

***

Hüseyin Evcil hocam ilk derste, cebir dersini çok dikkatli dinleyin, yarınlarda çoğunuz bu ders sayesinde ekmek yiyeceksiniz, demişti. Okul hayatım boyunca inanır mısın unutmadığım tek söz diyebilirim. Hocama saygılarımı sevgilerimi sunmak istiyorum, Ayrıca birçok kişiye de bu konuda faydam oldu.

Yaşadığımız Türkiye’de ne Matematik kaldı, ne Felsefe maalesef, ilim bilim çöp oldu, ekonomik ve sosyal olarak çok büyük bir çöküş yaşanıyor.

Sevgiler, selamlar.

Ekonomist Cembeli Yıldırım

***

Merhaba, sevgili arkadaşım, bizi MÖ, MS sonraki filozofların Matematik ve Felsefe ile ilgili tezlerini bize yeniden hatırlattığın için yüreğine sağlık, ülkemizde bu yaşamsal konuları maalesef egemenler önemsememekteler, uzun yıllar liselerde Felsefeyi hep pas geçtiler, son zamanlardaki Matematik dersleri de önemsememektedir.

Bütün yaşamı kapsayacak kadar her alanda bakmak yürümek, içmek yürümek, bakmak yani kısacası yaptığımız matematiktir.

Heybet Atsız

***

Ali Haydar’ın yazısından sonra senin bu yazın iyi oldu. Çok şey öğrendim. Teşekkür ederim.

(Burada söz konusu edilen Ali Haydar’ın “Marksizm ve Sovyet Pratiği” yazısı olmalı-M. Üzülmez)

Selam ve sevgiler.

Av. Ruşen Aslan

***

MATEMATİK VE FELSEFE

Erganili yazar, hemşerim Müslüm Üzülmez ağabeyin ciddi bir emekle hazırlamış olduğu ve uzun da sayılacak yazısı başlıktaki her alanın ilintisini merak edenler için bence dikkate alınacak bir çalışmadır.

Klasik Yunan döneminin en çok tanınan dokuz filozofundan başlayarak günümüze değin, kendi yaşadıkları çağda ciddi yankılar uyandıran, ekol oluşturan, çığır açan düşünürler konu edinilmiş.

Kimisinin doğruluğunu sonradan kabul gördüğü, kimisinin de savundukları doğruları çerçevesinde hayatını ödediği, aydınlanma konusunda dünya felsefe alanında ciddi emekleri olan bu insanların yaşamları ve özce felsefi anlayışları basit anlaşılır cümlelerle okurlara sunulmuş.

Bu filozofların tamamının matematikle olan bağlarının yanı sıra diğer birçok alandaki yetkinliklerine de değinilmiş. Kendi aralarındaki etkileşimler, diğer bilimsel alanlara olan etkilerine değinilmiş.

Bu alana ilgi duyan ya da kısaca bu felsefi süreci öğrenmeye duyarlı olan insanlar için okunması gereken emekle hazırlanmış bu yazıyı ilginize sunuyorum.

Yararlanılması dileğimle iyi okumalar.

Ayrıca 83, 84, 85 yılları Eğitim mezunları arkadaşlarımızdan oluşan 120 civarı üyeli bir whatsApp grubunda da paylaştım.

Umarım faydalanılır.

Ömer Öz

***

Yazıyı Ali Haydar bana göndermişti, ben okurken mesajın geldi. Teşekkürler. Tam çubuğun gölgesi çubuğun boyu kadar olmuştu piramidin gölgesini ölçüyordum.

Sana sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyorum.

Yazar Huneyn Kaygusuz

***

Yazıya ancak bu gün bakabildim. Kusura bakmayın. Uzun bir yazı. Akşam tekrar okuyup, paylaşırım. Matematik ve felsefe ile ilgili müthiş tespitler. Her birimiz bir sayı olmak için koşturuyoruz!

Kaleminize sağlık. Sanki daha önce de bununla ilgili yazınızı okumuş gibiyim. Akşam tekrar ele alıp, haberleşiriz.

Çok selam ve saygılar.

& Yazı aşağıdaki sunuşumla blogumda yayında:

Saygıdeğer Müslüm Üzülmez yazmış. Hem matematik, hem de felsefe ile ilgili harika belirlemeler yapmış. Birazcık uzun ama okunması gereken bir yazı. Mutlaka okuyun derim. Matematik ve felsefe üzerinde sizi düşündürecek bir yazı.

https://seyhmuscakirtas.com/2024/03/29/5006/

Belgesel Fotoğrafçı/Gazeteci Şeyhmus Çakırtaş

***

Felsefe ve matematik yoldaşlığı başlıklı yazınızı baştan sonuna kadar zevkle okudum. Çok güzel bir çalışma olarak değerlendiriyorum. Özellikle kronolojik olarak ele almanız yazınıza bir akıcılık kalmıştır.

Yazınızın bir bölümünde şöyle bir ifade geçmektedir. Müslüman alimlerden, dini görevlilerden neden hiçbir matematikçi ve bilim insanı çıkmamıştır acaba? Sorunuzun cevabı yine Müslüman coğrafyasında aradığımızda Avrupa’da ki çalkantılı ve Katolik dönemde ki gelişmeler bu coğrafyada yaşanmadığından olabileceğini düşünüyorum. Birkaç örnekle özetlemek istiyorum. Avrupa’da 12. ve 13. asırlarda Paris ve Oxford üniversitelerin kurulmasıyla özgür düşüncenin önünü açmış olup kilise ile kıyasıya bir mücadele başlamış ve beraberinde 14. asrın sonlarından 16. asra kadar devam eden Rönesans ve reform hareketleri gerçekleşmiştir. Ve bunu takiben 17. asırda 30 yıl süren bir mezhepler savaşı yaşanmıştır. Tüm bu tarihsel evreler filozof ve bilim adamlarının çıkışını bize göstermiştir diye düşünüyorum. Avrupa’da tüm bu olanların hiçbiri Ortadoğu’da yaşanmadı. Bazen kendime soruyorum acaba Ortadoğu’da da mezhepler savaşının başlaması ve Rönesans ile reformların yaşanması mı gerekir?

Ancak yine de Ortadoğu’da cılız da olsa Abbasiler döneminde Ibni Sina, Ibni Rüsd, Ömer Hayyam ve El Cezire gibi bilim insanı ve filozoflar yetişmiştir ancak bu istikrar devam etmemiştir. Acaba sebebi siyasi egemenler tarafından mı engellenmiştir. Bu ayrı bir tartışma konusu.

Antik Çağa gelince şöyle bir soruyla karşılaşıyorum. Neden Uygarlığın beşiği olan Mezopotamya ve Mısır’da filozoflar çıkmadı da antik Yunanistan’a çıkmıştır. Antik Yunan coğrafyasına baktığımızda kuzeyde çiftçiler, merkezde ordu ve güneyde (senin belirttiğin yerleşim yerleri) tüccarlar ve aristokratlar bulunuyordu. Yunanlıların Karadeniz’de kolonilerinin bulunduğu ve buralara ticaret yapmaya geldiklerinde değişik kültür ve sosyal yaşamlarla karşılaştılar. Sonuçta bu farklı kültürlerle tanışmak felsefi düşüncenin zemini hazırlamış oldu diye düşünüyorum.

Bu anlattıklarıma muhtemelen aşina olduğunu, ben sadece hatırlatmak ve bir sonraki yazı ve makalelerinde geniş bir şekilde izleyeceğini yürekten inanıyor ve başarı dileklerimi iletiyorum.

Felsefe konusunda ki birikim ve donanımını takdir ile karşılıyorum. Ben senin kadar felsefe konusunda birikimli biri değilim.

Yazar Ömer Kılıç

***

Sevgili Dostum,

Yazını değerlendirmem için iki kez okudum. Öncelikle belirtmeliyim ki çok güzel bir çalışma. Yazında özellikle matematik ve felsefenin önemini vurgulamışsın. Aynen katılıyorum. Belki bu şekliyle veya genişleterek bir kitapçık olarak yayınlamayı düşünürsün.

Arşivime aldım.

Kutluyor selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Aklıma gelmişken geçmeden söz etmem gereken Aziz Nesin tarafından kurulan ve halen Ali Nesin tarafından yürütülen ve defalarca kapatılması için baskı altında kalan Nesin Köyünden bahsetmeden geçmedim.

"Nesin Köyü, aslında içiçe geçmiş üç köyden oluşur: Matematik, Sanat ve Felsefe Köyleri. Bu köy en başta gençlerimizin özgürlük, güzellik ve güven içinde matematik, sanat, felsefe ve alakalı alanlarda çalışabilmeleri için kurulan bir mekândır. Bu girişim matematik ile başladığı için bazen ismi Nesin Matematik Köyü (NMK) veya sadece Köy diye geçer.

Aynı zamanda akademik çalışmaların yürütüldüğü bir bilim ve sanat merkezidir. Kâr amacı gütmez.

Burada yürütülen programların katılımcıları köyde kalır ve çalışmalarının yanı sıra, köyün gündelik işlerine yardımcı olarak köyü sahiplenirler."

Pet. Müh. Kaya Karan

***

Müslüm arkadaş oldukça güzel bir yazı olmuş emeğine sağlık. Son yıllarda politika yapanlar matematikten uzaklaşmışlar. Solda politika yapanlarda matematiğin eksik olduğunu gözlemliyorum zaman zaman bu tespitimi arkadaşlarla paylaşıyorum.

Siyaset ağırlıklı olarak ajitasyon üzerinden yürüyor.

Senin kalemim kuvvetli, “Matematik ve Siyasetin Arkadaşlığı” konusun da bir düşün derim.

Selamlar...

Kim Müh. Şükrü Kaplan

***

Sevgili dostum Müslüm,

Benim İTÜ den yakın arkadaşım dinler, tarih ve felsefe konusunda çok değerli ve bilgili 68 kuşağı Mehmet Atalay’ın senin yazın ile ilgili görüş ve eleştirilerini iletiyorum:

“Arkadaşlar...

Ben bu çalışmayı bazı çelişkiler içermesine rağmen faydalı buluyorum. Matematik -felsefe ilişkisi ile çerçevelenmiş bir kronoloji olarak çok faydalı. Yalnız bu çerçeve içinde modern bilim ve düşünüş tarzı için çok değerli filozoflar konu edilmemiş. Meselâ maddenin en küçük parçacık plan atomlardan oluştuğunu vazeden Abdera’lı (Trakya) Demokritos ile madde ve zamanın kesintisiz ve geri döndürülemez bir akış ve değişim içinde olduğunu ve gerçeğin bu akışın içinde olduğunu vazeden ve böylelikle diyalektik düşünceye ilk ulaşan Efes’li Herakletios listenin dışında kalmış.

Çelişkilere misâl olarak da Thales’in İskenderiye ziyareti sırasında ehramların yüksekliğini ölçmek için yaptığı tavsiyeyi göstermek mümkün. İskenderiye M.Ö. 330’lu yıllarda tamamen kırsal bir deniz kıyısında kurulmuş bir şehirdir. Thales’in doğumu, İskenderiye’nin kurulmasından 300 yıl kadar öncedir. İskenderiye eski Mısır kültür ve bilim merkezleri olan Memfis (eski başkent), Tanis, Eshet-Aton, Piramesse, Theben (yeni başkent) gibi kültür ve bilim merkezlerinden tamamen uzakta, İskender’in eski Mısır’ı fethinden sonra ve hiçliğin ortasında, deniz kıyısında kurulan, yoktan var edilmiş ve mazisi de olmayan bir şehirdir. Yani Thales hiçbir şekilde İskenderiye’ye gelmiş olamaz. Bu çelişki gözden kaçmış olmalı. Yazarı ikaz etmek yerinde olur.

Her şeye rağmen ben bu çalışmayı faydalı buluyorum. Fakat bu yazı tek başına bir açıklık getiremez kanısındayım. Bu yazıyı basis alarak daha fazla bilgi edinmek gerekir. Zira bu platformda ismi geçen filozofların felsefelerini anlamak ve kavramak mümkün değildir. Gerçi filozofların felsefeleri hakkında bilgi veriliyor fakat bu, cılız ve üstünkörü karakterde.

Bu yazı kendi başına yeterli olmaktan uzak olsa bile, en azından felsefe ile ilgilenenlere ve merak edenlere kronolojik bir liste sunuyor. Yazıda ismi geçen filozofların felsefeleri hakkında meselâ ansiklopediler sayesinde daha geniş bilgi toplanırsa tam bir fayda sağlanacağı kanısındayım.

Böylece yazar faydalı bir iş yapmış olacaktır. Benim tavsiyem de bu yönde olacak...

Bütün bunlara rağmen, ben yazarı bu konuda böyle bir çalışma yapmak cesaretini gösterdiği için kutluyorum.

Bu yazı hakkında fikirlerim bundan ibaret..

Affınıza Mağruren..”

Petrol Müh. Kaya Karan

Cevabi Yazım:

 Sevgili Arkadaşım Kaya Karan,

Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” başlıklı yazımı dostlarına göndermen nedeniyle size ve gönderdiğin arkadaşlarından yazımı okuyanlara teşekkürlerimi ve de selamlarımı gönderiyorum.

Dostum, senin dostların benim de dostlarımdır. Düşüncelerini paylaştığı için, Mehmet Atalay’a en içten kalbi selamlarımı gönderiyorum. Yaklaşık 30 sayfa olan çalışmamı sabırla ve eleştirel bir gözle okuduğu için ayrıca teşekkürler ederim.

Arkadaşım, beni yakından tanıyorsun; Ben, felsefeci değilim, ama felsefeye fazlasıyla ilgi duyan biriyim. Yazımın Giriş kısmında bu durumumu ve bu çalışma nedenimi açıkça belirtmiştim: “Ben, felsefeye ilgi duyan bir kimya mühendis olarak yetilerim ölçüsünde bu algının (Felsefe ve matematiğe soğuk bakışın) çok az dahi olsa değişmesine katkı sunmak için; Avrupalı matematikçi veya matematiği dayanak yapıp düşünce oluşturan ve yaşama paha biçilmez katkılar sunan filozof ve düşünürlerden bazılarını, tarih sıralamasına göre, yaşam öyküleri, düşünce ve felsefelerinden ziyade matematikle olan ilişkilerini ön plana çıkartarak tanıtmak/anlatmak istiyorum.”

Ayrıca, şunu da belirtmiştim: “bu çalışmanın akademik bir çalışma olmadığı; metin içerisinde çok fazla kaynak göstermenin okuyucunun dikkatini dağıtacağı ve sayfa olarak da çok yer kaplayacağını düşünerek alıntılar yaptığım, bilgi edindiğim veya yorumladığım eserlere ilişkin yazımın sonunda topluca bir Kaynakça sunmanın daha iyi olacağını düşünerek böylesi bir tercih yaptığımın bilinmesini isterim.”

Ve yine, İkinci Bölüm’de şunları belirtim: “Birinci Bölüm’de olduğu gibi burada da sadece matematikçi olan ve düşünce tarihine damga vurmuş olanları -bildiklerimi- anlatmaya çalışacağım.”

Şimdi bu alıntıların ışığında Mehmet Atalay arkadaşıma çok kısa bir açıklama ile yanıt vermek istiyorum:

1. Mehmet Atalay arkadaşım “modern bilim ve düşünüş tarzı için çok değerli filozoflar konu edilmemiş” diye yazıyor ve örnek olarak Abdera’lı (Trakya) Demokritos ve Efes’li Herakletios’u örnek veriyor. Ben yazımda belirttiğim gibi sadece matematikçi olanları anlatmaya çalıştım. Bunları anlatırken de “düşünce ve felsefelerinden ziyade matematikle olan ilişkilerini ön plana çıkar”maya çalıştım. Ve çalışmamda –bildiklerimi- anlattım. Yine de Mehmet Atalay arkadaşıma uyardığı için tekrar teşekkür ederim. Abdera’lı (Trakya) Demokritos ve Efes’li Herakletios’un matematikle ilişkisini elimdeki kaynaklarda pek göremedim, araştıracağım.

2. Yine, “bu platformda ismi geçen filozofların felsefelerini anlamak ve kavramak mümkün değildir. Gerçi filozofların felsefeleri hakkında bilgi veriliyor fakat bu, cılız ve üstünkörü karakterde.” Tekrar olacak ama belirtmem lazım. Ben yazımda düşünür ve filozofların genellikle matematikle olan ilişkisini anlattım. Çalışmam mutlaka eksiktir ama kanımca Felsefe ve Matematiği bir başlık altına getirme ilk defa yapılıyor. Zaten Matematik deyince sınırı belirlemiş oldum. Düşünür ve filozofların düşünce sistemlerini tanıtım veya anlatımına girmedim. Sadece bazı çok kısa belirlemelerde bulundum.

3. Yazımın başlangıç kısmında yazımın akademik bir çalışma olmadığını ve yazılan şeylere ve alıntılara kaynak gösterimin okuyucunun dikkatini dağıtacağı ve sayfa sayısını artıracağını düşünerek yazının sonunda genel bir kaynak gösterimin yeterli olacağını düşündüm. Kısacası, yazdıklarımın hiç birini kafamdan uydurmadım. Kendimce “güvenilir kaynak” diye düşündüğüm kitaplardan aldım veya yararlandım. Çalışmamdaki “Çelişkilere misâl olarak” gösterilen Thales ve İskenderiye misalinde ben matematikçi Sinan Sertöz’ün yalancısıyım. (Sinan Sertöz, Matematiğin Aydınlık Dünyası, TÜBİTAK Yayınları, 5. Basım, 1997, Ankara, s.76.)

Değerli Arkadaşım, cep telefonunda yazı düzgün yazamıyorum. Bu nedenle bilgisayarda yazdım ve e-posta ile gönderiyorum.

Haberleşmek dileğiyle iyi geceler...

(İskenderiye’nin kuruluş tarihi ile Thales’in oraya gidişi tarihinde uyumsuzluk olduğuna katılmam nedeniyle, metinde yer alan İskenderiye sözcüğünün yerine Mısır yazdım. –M. Üzülmez)

Müslüm Üzülmez/25 Mart 2024/İstanbul

Kaya Karan aracılığıyla aldığım yazı:

 “Kayacığım... Merhaba abisi...

Hem sana hem de Müslüm beye teşekkürler.

Ben kritiğimde yazının matematik-felsefe ilişkisi çerçevesi içinde yazıldığını zaten konu etmiştim. Bu yüzden de ismi geçen filozofların felsefelerini tamamen yansıtamıyacağını ve ilk çağdan buyana bütün felsefeyi kapsayamayacağını anlatmak istemiştim. Grup arkadaşlarıma felsefenin tamamının bu olmadığını ve daha derin bilgilere ihtiyaç olduğunu anlatmak istemiştim. Ayrıca matematik çerçevesinde kalındığında felsefenin cılız ve üstünkörü olacağından endişe etmiş ve tavsiyemi ona göre yapmıştım. Maksadım Müslüm beyi yermek değil, arkadaşlarımı felsefenin tamamına yöneltmek, biraz daha derin bilgi edinmeye teşvik etmek idi.

Müslüm bey alınmasın. O yerilecek değil övülecek ve baz alınarak genişletilebilecek bir çalışma yapmış.

Kendisini kutlamıştım zaten...

Thales konusundaki çelişki elbette ki Müslüm beyden kaynaklanmıyor idi. Demek ki matematikçi Sinan Sertöz bir şekilde gargaraya veya dolduruşa gelip çelişkinin farkına varamamış olmalı. Olur böyle şeyler... Bizler de bazen boş bulunup çelişkilerin farkına varmıyoruz.

*Herkese* selâmlar, sevgiler...”

Mehmet Atalay

***

Merhaba. Umarım iyisindir. Eskiden haberleşirdik ama elde olmayan bazı zorunlu ayrılıklar bunu sürdürmeye izin vermedi. Yazı çok uzun fakat sürükleyici. İlk dönem felsefeciler sadece matematikle değil insanlığı ve kafaları meşgul eden her şeyle ilgilenirler ve çözüm bulmaya çalışırlardı. Temel motive edici soru: “Nereden geldik, nereye gidiyoruz?” idi. Keşke Bilim Tarihi üzerine yazılmış eserleri de inceleyip daha bütünleyici bir makale yazabilseydin daha iyi olurdu. Bilim Tarihi konusunda eser üretenler bu konuları ayrıntılı şekilde incelemişlerdir. Belki matematiksel fizik ya da fiziksel matematik daha kapsamlı bir kullanım olurdu diye düşünüyorum.

Emeğine sağlık. Kolaylıklar diliyorum.

Prof. Dr. İrfan Açıkgöz

***

Müslümcüğüm, ben bu uzunlukta bir yazıyı tam gereğince anlayarak, özümleyerek irdeleyerek inan okuyamadım. Bu tarzda bir yazıyı gereğince anlamam ve yorumlama bizim alt yapımızla, bilgi dağarcığımızla mümkün değil. Ama ben bu işin profesörü olan ablam Sara Çelik’e sizin yazınızı gönderdim. Onun bana gönderdiği yorumu gönderiyorum. Ablam Çukurova Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı’yken emekli oldu. Bugün 80 yaşında evde felsefi kitaplar yazma uğraşısı içindedir. Yazının uzunluğu ve konusunun ağırlığı nedeniyle başka bir paylaşım yapamadım. Bizim toplumumuzun altyapısı hem matematik hele de felsefeye yetmez. Sanırım sizde böyle düşünürsünüz. Bu vesile iyi geceleriniz olsun.

Kim. Müh. Mehmet Çelik 

Prof. Dr. Sara Çelik’in Mehmet Çelik’e gönderdiği çalışmama dair yorumu:

Merhaba. Öncelikle şunu belirteyim: Bu yazı felsefe makalesi formatında yazılmış bir yazı değil. Arkadaşın matematikçi olmasından ve matematiği de çok sevmesinden dolay, felsefi öğretilerinde şu ya da bu şekilde matematiğe yer veren filozofların bir dökümünü yapmış: Felsefe tarihi bağlamında İlkçağ'dan 19. yüzyıl sonlarına dek geçen süreç içinde, matematikle ilişkili filozofları tarihsel sıra düzeni içinde ele almış ve oldukça ayrıntılı bir biçimde tanıtma yoluna gitmiş. Bir tür bu açıdan küçük çapta bir “Felsefe tarihi” kotarmış görünüyor. Merak ettiğin birini aç oku. Aslında gerçek Felsefe tarihçiliğinde düşünürler arasındaki etkileşimler eleştirel bakışla ele alınır. Burada birbirinden bağımsız olarak tanıtım yapılıyor. Ancak tüm yazıdaki bütünlük; eserlerinde matematiğe de yer veren filozofların ele alınmış olmasıdır. Gerçi başlıkta “Felsefe Matematik Yoldaşlığı” deniyor ama bu yoldaşlık felsefenin tümünü anlatmaz. Felsefede çok çeşitli öğretiler, akımlar var. Ele alınan kişiler arasında matematik felsefesi yapanlar içinde Pythagoras, Leibniz, Galileo Galilei, Copernikus, Kepler, Newton, Russell, Carnap gibi düşünürler var. Ve bunlar da işi bilimsel bilgi bağlamında ele alırlar ve evrenin tözünün sayılar olduğunu söylerler ve bunu da kanıtlamaya çalışırlar. Burada sonuç olarak, takdir edilecek konu çok büyük bir sabırla ve azimle pek çok Felsefe tarihi kaynağı araştırılarak, matematiğe felsefelerinde yer veren filozofların görüşlerinin okuyucuya sunulmuş olmasıdır.

***

Baktım da, tam 65 yıl geçmiş aradan. Lise 1’de bir matematik öğretmeni geldi sınıfımıza. Kısa boylu, bızdık biri. Liseyi bitirene dek bize matematik, cebir, geometri ve o zamanki adıyla uzay geometri öğretti. Bir yandan anlatır, bir yandan da yan yana asılı, o zaman için pek modern, yeşile boyalı karatahtaları rakamlarla, harflerle, işaretlerle doldurur giderdi. Sınavlarında kitaba bakmak serbestti. O zamanlar bilgisayar falan yoktu, ama dahice düşünülmüş bir hesap cetveli vardı. Onunla sadece dört işlemi değil, kare ve küp kök, sin/kos ve tanjant hesaplarının tümünü yapabilirdin. O cetvelleri kullanmak da serbestti. Sınav sorularını verir, bize bakmak şöyle dursun, yerine oturup, kafasını kaldırmadan kitabını okurdu.

Bir gün tesadüfen aynı zamanda felsefe mezunu olduğunu öğrendik. “Hocam, ne alaka?” diye sorduk. “Birini bilmeyen diğerini anlamaz” dedi, “Diğerini bilmek de berikini anlamaktan geçer.”

Zaman içinde o bızdık öğretmen büyüdü, sınıfımıza sığmayan bir dev oldu. Sonradan öğrendik ki, ODTÜ’de matematik öğretmeni olmuş.

Ortalıkta okur-yazar, gazeteci, “akil insan” falan diye dolaşırken, “Ben matematikten anlamam” diyerek satır arasında onsuz da pek bilge olunabileceğini ihsas eden yarı cahiller utansın!

Zahmet edip yazdıkların birkaç gençte merak uyandırabilirse ne mutlu sana.

Cemil Fuat Hendek

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İzlanda'da yeni volkan patlaması başladı
İzlanda'da yeni volkan patlaması başladı
Baerbock: Irkçılığın toplumumuzda yeri olmamalıdır
Baerbock: Irkçılığın toplumumuzda yeri olmamalıdır