Felsefe ve edebiyat arasındaki sıkı bağlantıyı İoanna Kuçuradi’nin Sanata Felsefeyle Bakmak kitabını yıllar önce (1998) okuduğumda kavramıştım.
Kuçuradi’nin en beğendiği kitap ise Küçük Prens romanıdır. Küçük Prens romanının ne kadar değerli olduğunu ve felsefi açıdan incelenmeye değer bir eser niteliği taşıdığını belirtir.
İoanna Kuçuradi’nin kitapları Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları tarafından yayımlanmıştır.
Sanata Felsefeyle Bakmak kitabını okuduktan sonra okuduğum romanlara, izlediğim filmlere ve tiyatro oyunlarına felsefenin gözüyle bakmaya çalıştım.
Sefiller romanında Fransa’nın o dönemdeki adalet sistemini görmeye gayret ettim. Çünkü romanda Jean Valjean, yoksul ve aç olan kız kardeşinin çocukları için fırından bir ekmek çalmıştır. Bundan dolayı aldığı ceza beş yıl kürek mahkûmluğudur. Oysa bir ekmek için bu ceza çok fazladır.
Nikolay Gogol’un Palto hikâyesini okuduğumda da yine o dönemin Rusya’sındaki sınıf farklılıklarını ve küçük dünyaları olan insanların nasıl ezildiklerini gördüm. Eser ayrıca bürokrasinin saçmalıkları arasında insanların nasıl savrulduklarını göstermeye çalışır.
Saeed Roustaee’nin 2022 yılında çektiği Leyla’nın Kardeşleri filmi, İran toplumunun içinde bulunduğu ekonomik sorunları ve artık hükmü kalmamış değerleri izleyiciye sunar. İran’daki sınıf farkının nasıl oluştuğunu sinemanın diliyle anlatır. Hiçbir siyasi analiz bir ülkeyi bu kadar iyi anlatamaz.
İoanna Kuçuradi’nin, benim gibi birçok insanın felsefeyi sevmesinde katkısı büyüktür. Yıllarca farklı meslek gruplarına insan hakları konusunda dersler verdi. Polis Akademisi mensuplarına, tıp doktorlarına “İnsan hakları nedir?” sorusunu yöneltti.
Bütün kitaplarını alıp okudum… İçlerinden bir tanesini seçmem istense Etik ve Nietzsche ve İnsan kitaplarının birer harika olduğunu söylerim. Özellikle de Nietzsche ve İnsan kitabının…
Bu eser, Nietzsche hakkında bilinen ve söylenen bütün yanlış bilgileri gözden geçirmemizi sağlar. Nietzsche, ne “üstinsan” kavramı nedeniyle bir ırkçıdır ne de söylendiği gibi bir kadın düşmanıdır. İoanna Kuçuradi bu eserinde, Nietzsche’nin insanı ayırdığı üç tipi ele alır: Sürü insanı, özgür insan ve trajik insan… Filozofun yanlış tanınan felsefesinin hakikatini bizlere göstermeye çalışır.
İoanna Kuçuradi insan haklarını sadece kaba bir ihlal ya da işkenceden ibaret görmez. Bir söyleşisinde şöyle der: “Bir yapı ustasının yapacağı merdivenin basamaklarını aynı ölçüde yapmadığında birilerinin o basamaklardan düşebilme ihtimali de bir insan hakları sorunudur.”
Erzurum Atatürk Üniversitesinde asistanken karşılaştığı dar düşünceli insanları anlatırken de şöyle bir tespitte bulunur: “Ateş olmayan yerden duman çıkaranlar vardı.”
Dünya Felsefe Günü, İoanna Kuçuradi’nin uluslararası teklifi ve girişimleriyle hayat bulmuştur. İoanna Hoca’yı en iyi anlayan isimler ise Harun Tepe ve Betül Çotuksöken’dir.
İoanna Kuçuradi… Büyük bir boşluk bırakıp gitti. Eserlerini okumak ve derinlemesine anlamak ise bizlere düşüyor.

